27 05 2008

Kanal D - Kandil Geceleri / (31 Mart 2008)

video

25 05 2008

Kanal D - Kandil Geceleri / (31 Mart 2008)

video

Kanal D - Kandil Geceleri / (31 Mart 2008)

video

21 05 2008

İslami Kesim, Kandil Gecelerini Tartışıyor


İslami Kesim, Kandil Gecelerini Tartışıyor

Fatma Aksu/ 27.03.2008/ Hürriyet

Müslümanların Allah'a yakarış ve af dileme fırsatı buldukları kandil geceleri, İslami kesimi birbirine düşürdü. Hz. Muhammed döneminde uygulanmayan, 13. yüzyıldan itibaren mistik çevrelerce kutlanmaya başlanan kandilleri, İslami camiada bir grup "kutsal" kabul ederken, bir başka grup "olmayan kandiller" in kutlandığını savundu.OSMANLI Padişahı II. Selim (1566-1574) döneminde minarelerde kandil yakıldığı için 'kandil' adını alan kutsal geceler, geçtiğimiz günlerde Milli Gazete yazarlarından Mahmut Celal Özmen'in bir girişimiyle İslami dünyada tartışılmaya başlandı. Özmen, 2005'te Erhan Aktaş'ın aylık İktibas Dergisi'nde yayınlanan "Hayırlı Gecelerin Şerri Kandiller" başlıklı yazısını "Olmayan Kandilleri Kutlamak" başlığıyla İslami kesimin üyelerinden oluşan bir mail grubunda tartışmaya açtı. Özmen'in girişimine İslami yazarlardan sert tepki geldi.
BEŞ UYDURUK GECE
Erhan Aktaş'ın son günlerin sıcak tartışmasına neden olan yazısında "Kuran'ın önermediği, peygamberimizin hayatında yer vermediği ve sahabe döneminden çok sonraki dönemlerde ihdas edildiği anlaşılan beş adet uyduruk gecemiz var" diyor. İslami kesimin büyük bölümünü kızdıran yazıda şunlar yer alıyor: "Bu türden gün ve gecelerin kutlanmasından ve kutlanma şeklinden Kuran'da bir tek kelime bile söz edilmemektedir. Keza Allah, resulü ve sahabesinin hayatında da kutladıkları kutsal gün ve gece bulunmamaktadır. Buna rağmen daha sonraki dönemlerde Müslümanların inancında ve hayatında bu kadar önemli yer alması, cahiliyenin yeniden İslam'a sızmış olduğunu ortaya koymaktadır. Müslümanların İslam'dan uzaklaşmış olmalarının temel nedenlerinden biri de bu tür uyduruk gün ve gecelerdir." Kuran'ın başta Kadir Gecesi olmak üzere ramazan ayı, cuma günü, Kâbe, Arafat, Mescid-i Haram gibi birçok gün ve mekandan söz etmesinin bunların öneminden kaynaklanmadığını savunan Erhan Aktaş, önemli olanın bu gün ve mekanlardaki ibadet olduğunu söylüyor. Kadir Gecesi'nin değil, Kur’an'ın o gün inmiş olmasının, cuma gününün değil cuma namazının önemli olduğunu anlatıyor. Erhan Aktaş, sadece belli gün ve gecelerde ibadeti, Allah'ın da peygamberin de kabul etmeyeceğini söylüyor.Erhan Aktaş, iddialarını şu sözlerle sürdürüyor: "Bizdeki kutsal yer, gün ve geceleri uyduranlar, insanları inandırmak için yalanlarını peygamber efendimize söyletmişlerdir. Bu konudaki hadislerin tamamı uydurmadır. Bu hadislerin kimine göre Kadir Gecesi ramazanın ilk gecesi, kimine göre son on gecesinin tekli olanları, kimisine göre yirmi yedinci gecesidir. Bir hadiste de Allah'ın bu geceyi önce bildirdiğini, sonra da unutturduğu söylenmektedir. O gece ibadetle geçirenin bütün günahlarının affedileceği, annesinden yeni doğmuş çocuk gibi günahsız hale geleceği ifade edilmektedir. Böyle bir anlayışı Kuran yüzlerce ayette yalanlamaktadır."
TORPİLLİ KUL YOK
Milli Gazete yazarı Mahmut Celal Özmen, mail grubunda yapılan tartışmada Erhan Aktaş'a "Müslüman olan herkesin dini öğrenme şansı vardır. Allah'ın torpilli kulları yoktur. İnsanlar dinlerini araştırıp öğrenebilirler. İlla isimlerinin önünde veya arkasında unvanlar olması gerekmiyor. İtiraz edenler dinin temsilcileri, ruhanileri değiller" diyerek destek oldu.
KANDiLLER
Mevlit Kandili: Hz. Muhammet'in doğum günü (571)
Regaip Kandili: Hz. Muhammet'in ana rahmine düştüğü gün
Miraç Kandili: Hz. Muhammet'in göğe yükseldiği gece
Berat Kandili: Kur'an'ın dünyaya indirildiği gece
Kadir Gecesi: Kur'an'ın Hz. Muhammet'e indirilmeye başladığı

Nihat NASIR (Gerçek Hayat): Yeter artık! Mahmut Celal Özmen, delilleri olan, iman eden insanların inanış biçimlerine tecavüzden vazgeçsin. En azından ayıptır. Modernist mahrumlara hakikatlerden nasipdar olmayı niyaz ediyorum.Gecelerin kutsallığı hakkında şüphe olamaz.
AKİF DURSUN (İlk Adım): İslam ümmetinin yüzyıllarca uyguladığı husus, bir kalemde "Biz Kur’an'da bulamadık" diye silinemez. Bu gecelerin mübarekliği, kutsallığı hakkında şüphe olamaz. O gece mübarek olduğu için mi vahiy o gecede gelmiştir, yoksa vahyin inmesi o geceye tesadüf ettiği için mi gece mübarek olmuştur bizim bilgimiz dışındadır.İslam dünyasında cehalet diz boyu..
BAYRAM KÜÇÜK (Gerçek Hayat): Ku’ran'da, kutlanmakta olan kandillerle ilgili İsrá (miraç) ve Kadir geçmekte, yani sadece iki geceden bahsetmekte. Tabii bu diğer gecelerin kutlanmayacağı anlamına gelmez, diğer geceler kültürel bir aktivite olarak düşünülebilir. İslam dünyası gezilmeli ve iyi gözlemlenmeli, hurafe cehalet dizboyu. Temel kaynaktan uzaklaştıkça sapma açısı da zamanla artıyor.Kandiller, birbirimizi sevmemiz için fırsattır.
NİHAT HATİPOĞLU (Hürriyet): Kadir gecesi hakkında Kur’an, bin aydan daha hayırlı olduğunu söyler. Mevlit, Berat gibi kandillerle ilgili ayet yok. Olması da gerekmiyor. Kur’an bir temel atar, onun üzerine ya Hz. Peygamber ya da daha sonraki Müslümanlar bir şeyler bina ederler. Kandiller birbirimizi sevmemiz için fırsattır. Bir araya gelmemize vesiledir, bari bunlara bulaşmayın.

19 05 2008

Kanal D - Kandil Geceleri / (04 Nisan 2008)

video

18 05 2008

Kanal D - Kandil Geceleri / (04 Nisan 2008)

video

Kanal D - Kandil Geceleri / (04 Nisan 2008)

video

17 05 2008

Kanal D - Kandil Geceleri /(31 Mart 2008)

video

16 02 2008

ERCÜMEND ÖZKAN


'Tevhid akidesini gereği gibi anlayınız ve ona toz kondurmayınız. Şirk veya küfür niteliği taşıyan şeylerden onu titizlikle koruyunuz. Bunun için Kur'an'dan başka bir şeyi ölçü almayınız. Zira Allah bu konuda kendisine ortak tanımaz. Nitekim Resulullah da bu konuda aynen böyle yapmış, akidesini yalnızca Kur'an'dan almıştır...'
'Küfre hasımlığım İslam'a olan hısımlığımdandır.Allah ve Resûlü'ne düşman olmayan herkese hakkımı helal ediyorum.'


Ercümend Özkan (23.01.1938-24.01.1995)

08 03 2006

Soykırım Yanılgıları: İnsani Kaygılar mı? Resmi İdeoloji Şartlandırmaları mı?

Nitelikli bir Kur'an araştırmacısı olan Mahmut Celal Özmen kardeşimizin Antiemperyalizm.org'a iştirak etmesi gerçekten de beni sevindirdi.
Ermeni sorununun tarihiyle yakından ilgilenen biri olarak Özmen'in Ermeni olayları hakkındaki bazı bilgilerinin eksik yorumlarının da bu eksiklik dolayısıyla yanlış olduğuna kanaat getirdiğimden dolayı ilmî hoşgörüsüne de güvenerek eleştirilerimi sunacağım.
Bunun yanı sıra
http://www.antiemperyalizm.org/ da yazan bazı Kemalist yazarların komplo teorileri ve yorumlarına da katılmadığımı ve kemalizmin antiemperyalist bir çizgisinin olamayacağını çünkü kuruluş felsefesi itibariyle emperyalizmle uyumlu olduğunu düşünüyorum. Bu platformda bulunma sebebimin site yöneticileriyle ortak kaygıları paylaşmam ve antiemperyalist dayanışmanın yaygınlaşması olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim.
Mahmut bey şöyle diyor:
"Ermenistan konusu sık sık Amerika ve Avrupa devletlerinin gündeme taşıdığı konulardan bir tanesi. Bunu ise Türkiye üzerinde baskı oluşturmak istedikleri dönemlerde, yoğun bir şekilde gündeme taşımaktadırlar."
Oysa Ermeni sorununu tartışma zeminimiz dış güçlerin politikalarınca yönlendirilmemeli. Yani bizler öncelikle bu sorunu başlı başına bizim sorunumuz olduğu tartışmalı ya da artışmamalıyız. Emperyalistlerin sorunu çıkarları gereği gündemleştirip gündemleştirmemeleri bizim tavrımızı yönlendirmemeli.
Mahmut bey şöyle diyor:
"O dönem içerisinde katliam olduğu bir gerçek. Fakat gözden kaçan kısmı ise; Ermenilerin o dönemde İngilizler ve Fransızlarla işbirliği yaparak bölgede huzursuzluk çıkarmalarından kaynaklandığıdır. Bu devletlerden aldıkları destekle Ermeniler bir çok bölgelerde milisler oluşturup köylerde Müslümanları katletmişlerdir. Bunun üzerine bölge halkı da örgütlenerek (o dönem içerisinde Osmanlı Devleti birçok cephede savaş içerisinde idi. Bölgeye az da olsa asker gönderilmişti.) onlara cevap vermiştir."
Oysa tarihi durum böyle değildir.Yani sayın Özmen'in bilgileri hem eksik hem de yanlıştır. Çünkü 1915'te bölgede ne İngiliz ne de Fransız vardır! Sayın özmen'in karıştırdığı şey 1915 Ermeni soykırımı sonrası yükselen Tepkisel Ermeni ulusalcılığının 1918-1921 arasında işledikleri savaş suçlarıdır. Sebepleri sonuçlarla karıştırmak olayı anlamamayı doğurur. Soykırıma uğrayan Ermeni halkının Anadolu'nun Fransızlar ve ingilizlerce işgaliyle birlikte onları kurtarıcı ve hâmi olarak benimsemişler ve suça suçla karşılık vermişleridir.
Mahmut bey devamla şöyle diyor:
"Ermeniler Abdulhamid’e suikast girişiminde de bulunmuşlardır. Bundan dolayı da birçok ermeni sürgün edilmiştir."
Oysa Abdulhamid'e sukiast girişimde bulunanlar bunu Ermeniler adına yapmamışlardır. İttihad ve Terakki adına yapmışlardır. İttihad ve Terakki partisi Abdulhamid'in baskıcı yönetimine karşı gayrimüslimleri ve İslamcıları da yanına alarak özgürlük getireceği vaadiyle faaliyetlere girişmişti. Tabi daha sonra İttihat ve Terakki Türkçü söylemiyle içindeki gayrimüslim ve islamcıları da tasfiye etmiştir.
Mahmut bey şöyle diyor:
Lozan antlaşmasında ise istenilen elde edilmiş Ermeniler hem azınlık olmaktan çıkartılmış hem de onlardan Türkiye üzerinde hiç bir hak iddia etmeyeceklerine dair imzalı garanti alınmıştır.
Bu bilgi de yanlıştır. Lozan'a göre Ermeniler azınlık statüsündedirler.Sayın Özmen'in Resmi TC politikalarını sahiplenmiş bir dile sahip olması üzüntü vericidir. Oysa Ermeni sorununu insanî kaygılarla ele almalıyız. Hiçbir devletin ya da ulusalcı söylemin paralelliğinde tavrımızı belirlemek zorunda değiliz. Tavrımızı ancak insanî erdemlerin yol göstericiliğinde belirlemek zorundayız. İman ettiğimiz ve rehber kabul ettiğimiz Kitab'ta bunu bize emretmektedir.
Mahmut bey devamla şöyle diyor:
Ermenistan’ın elinde ise iddia edildiği gibi 1,5 milyon Ermeni'nin katledildiğine dair bir belge yoktur. Bu aynen Hitler'in Yahudi katliamındaki sayı gibi abartılı bir rakamdır. Olsa olsa yüz elli bin civarında bir rakam ortaya çıkartabilirler.
Bu ifadeler de resmi ideolojinin yıllardır şartlandırmalarıyla zihnimize kazınmaya çalışılan ama asla sorgulanmayan ifadelerini başka bir çeşidi. Oysa hiçbir devletin katliam yapıp ta bunun belgesini tuttuğu vaki değildir tarihte. Siz akıllı olsanız kitlesel bir kıyım yapıp bunun yargılanmasına olanak verir miydiniz? Hangi suçlu bile bile arkasında iz bırakır üstelik bunu arşivine koyar?
Ayrıca olsa olsa 150.000 rakamı ortaya koyabilirler ne demek?! Burada insan hayatından bahsediyoruz. Size kağıt üzerinde kolay gelebilir telaffuzu 150.000! değil 1.500.000 değil 150.000 değil 150 ya da 15 sadece 1 İnsan haksızlığa uğrarsa onun yanında yer almayacak mıydık?
Mahmut bey şöyle diyor:
Bu iddiada bulunanların elini-kolunu bağlayan ise Türkiye devleti askeri arşivlerinde bulunan, bu konuda ve azınlık konusunda iddiada bulunmayacaklarına ve de Türkiye üzerindeki bütün haklarından vazgeçtiklerine dair imzalı belgenin olmasıdır. Bu noktada Türkiye devleti bir adım öndedir.
Siz o dönemde emperyalistlerin çıkarları öyle gerektirdiği için haklarından vaz geçirildiğinde neden ermeni halkının yaşadığı travmayı anlamak yerine Devlet resmi ideolojisinin kaç adım önde ya da arkada olduğunun telaşına kapılıyorsunuz? Ayrıca Ermenilerin bütün haklarından vazgeçirildiği gibi bir madde bulunmamaktadır. Ermenilerin toprak talebinde bulunmaması başka bir şey ermeni halkının doğal hakları başka bir şeydir.
Ermeni sorununu insani temellerle ele almadıkça sorunun taraflarına eşit uzaklıkta ve empati merkezli biçimde yaklaşmadıkça ne bu sorunu ne de Kürt, sınıf ya da inanç vb. bir çok soruna sağlıklı teşhisler ve açılımlar sağlayamayacağız. Mahmut kardeşime
http://www.antiemperyalizm.org/'a hoş geldin diyor, Ermeni sorunuyla ilgili sitenin kütüphane bölümünde bulunan "Mezalim ve Soykırım Bağlamında 'Ermeni Sorunu' " başlıklı çalışmamızı müracaat etmesini rica ediyorum. çalışmanın adresi:http://www.antiemperyalizm.org/kutuphane/makaleler/erdeger.asp

Bülent Şahin Erdeğer